Glokom tedavisi: Damla, Lazer veya Cerrahi

Bugün dünya çapında 100 milyondan fazla insan glokom hastalığından şikayetçi .Bu hastalık katarakttan sonra görme kaybının ikinci nedeni. Aynı zamanda hastaların 3/2 si zaman içinde önlemler alınarak geri dönüşümsüz körlükten kurtarılabilir.

Glokom, ortak özelliği göz içi basıncında sürekli veya periyodik bir artış olan bir grup hastalıktır. Bunun nedeni, göz içi sıvısının çıkışının ihlali veya aşırı üretimi ve bunun sonucunda göz boşluğunda birikmesi ve optik sinirin hasar görmesidir.

Belirtiler ;

  1. İlk somut glokom belirtileri, göz küresi içindeki ağırlık duygusu olabilir.
  2. Bir sonraki aşama, çevresel görüşün bozulmasıdır. Hasta dünyaya karanlık bir tünelden bakıyor gibi gözükür.
  3. Ek olarak, yanardöner daireler veya gözlerin önündeki bir örtü düzenli olarak görünebilir.
  4. Renk ve ışık algısı kötüleşir.
  5. Akut glokom atağı (göz içi basıncında keskin bir artış) gözdeki ağrı, artan sertliği ile karakterizedir ve ayrıca baş ağrısı, bulantı ve genel halsizlik ile birlikte olabilir.
  6. Hastalığın son aşaması, optik sinirin ölümü sonucu tamamen görme kaybına neden olur.

Konservatif Tedavi

Bu tedavi türü, hastalığın erken evresi teşhisi konan hastalar için uygundur. Bu tedavide, basıncı normalleştirmek için damlalar verilir. Aynı zamanda, doktor tarafından önerilenlere göre onları kesinlikle kullanmak önemlidir. Bu arada, her göz için farklı damla türleri olabilir.

Sadece bir göz doktoru tedavinin etkinliğini doğru şekilde değerlendirebilir ve gerekirse uygun bir replasman seçebilir. Doktor konservatif yöntemlerin sonuç vermediğini görmesi durumunda, lazer tedavisini önerir.

Lazer Tedavisi

Lazer tedavisi, göz içindeki sıvının çıkışı iris tarafından engellendiğinde önerilen tedavi biçimidir ve % 100 etkilidir. 

Göz içi sıvısının çıkışının tamamen sıkıştırma veya tıkanması durumunda bu tedaviye geçilir. Burada, mikrocerrahi kanalı bir lazerle “temizler” ve ayrıca çıkışı arttırmak için “çentikler” oluşturur.

Cerrahi Tedavi

Göz damlası kullanımını ortadan kaldıran veya kullanımlarını önemli ölçüde azaltan alternatif bir sıvı çıkışı oluşturmak (veya dolaşımını artırmak) için hastalara cerrahi müdahale önerilmektedir. Bazı durumlarda, böyle bir işlem diğer gerekli cerrahi işlemlerle birleştirilebilir: örneğin, katarakt tedavisi ile.